KENDİNE YÖNELİK BİR ANNENİN ÇOCUĞU OLMAK

Şeniz Pamuk/Klinik Psikolog

Klasik olarak anne olmuş bir kişinin önceliğinin çocuğu olması gerektiği varsayılır. Çoğunlukla da anne olmuş bir kişi, çocuğunun önceliklerini kendi önceliklerinin önüne koyar; çocuğunun duygusal ve somut istekleri, ihtiyaçları, kendi istek ve ihtiyaçlarının önüne geçer. Bu zaman zaman anne için sıkıntı yaratan bir durum olsa da, tüm fedakarlıkların “annelik”in gereği olduğuna inanılır. Ancak kimi anneler için durum biraz daha farklı olabilir. “Kendine dönük” anneler için kendi istekleri, ihtiyaçları, öncelikleri, çocuklarınınkinden daha ön plandadır. 
“Kendine dönük” olmak kişinin her durumda ve her ortamda, sürekli ve yoğun olarak kendisine odaklanması anlamına gelir. Kendine dönük kişilerin davranışları, çok büyük ölçüde kendi gereksinimleri üzerine temellenir. Kendine dönük bir kişide şu temel kişilik özelliklerine rastlamak mümkündür:

• Büyüklenmeci tavır: Bu kişi kendisini bir “süper kadın” olarak görür. Sanki her zaman kazanmak zorundadır. Bunun dışında başkaları için de en iyi olanı “bilir”; karşısındakine rahatlıkla çok özel sorular sorabilir.

• Başkalarını kendi uzantısı olarak görmek: Bu yapıdaki kişiler, herkesi kendilerinin bir uzantısı olarak görürler. Bu nedenle de herkes onların kontrolü altında olmak durumundadır ve sadece onun ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Bu kişiler, başkalarını ayrı bireyler olarak algılamakta zorlanırlar. Başkaları kendisini hoş tutmak zorundadır, ama kendisinin karşısındakini hoş tutması gerekmez. 

• Empati yoksunluğu: Bu yapıdaki anne, kendisinin eleştirel, aşağılayıcı ve değersizleştirici tutumunun karşısındaki kişide yarattığı etki karşısında umursamazdır. Bu kişi hatalar, yolunda gitmeyen şeyler için sadece karşısındakini suçlar. 

• Fakirleşmiş kendilik: Bu kişiler sürekli ne kadar dışlandıklarından, mahrum kaldıklarından ve küçümsendiklerinden bahsederler. Ancak, başkaları bu durumu onayladığında da anne öfkelenebilir; karşılarındaki kişinin görevi, bu görüşleri “onaylamamaktır.

• İlgi arayışı: Bu kişiler genellikle çok gürültülüdürler, dikkat çekici giyinebilirler; ortamda bulunan herkesin sadece kendileriyle ilgilenmesini isterler.

• Hayranlık arayışı: Bu yapıdaki anne, çevrenin onayını alabilmek için uğraşır. Kendi yaptıkları, kendi başarıları üzerine konuşur, böbürlenir. İltifata o kadar çok ihtiyaç duyar ki, bunların gerçek olup olmaması onun için önemli değildir. 

• Yüzeysel duygular: Bu kişiler, bol bol duygu kelimeleri kullansalar da çok az duygu hisseder ve ifade ederler; ifade ettikleri de genellikle öfke ve korkudur. 

• Kıskançlık: Başkalarının başarıları, fırsatları, sahip oldukları bu kişide kıskançlık duygusu yaratır ve bu nedenle de başkalarında olumlu olan özellikler değersizleştirilir. 

• Aşağı görmek: Bu özellik, başkalarını daha az önemli, daha az hak eden ve daha az değerli görmek anlamına gelir. 

• Kibirli olmak: Bu yapıdaki kişiler, başkalarını daha az değerli olarak görürler ve bu görüşlerini ifade etmekten de çekinmezler; kendi üstünlüklerini büyük bir rahatlıkla dile getirebilirler. 

• Bağ kuramamak: Bu kişilerin başka bir kişiyle gerçek anlamda bir bağ kurmaları neredeyse olanaksızdır. Yalnız kaldıklarında mutlaka bir ilişkiye, bir insana ihtiyaç duysalar da, anlamlı, sürekli, dayanıklı ilişkiler kurmaları çok zordur. 

• Anneliği ve bakım vermeyi tersine çevirmek: Annenin çocuğun bakımından ve ihtiyaçlarından sorumlu olması yerine, çocuk annenin ihtiyaçlarından ve kendini iyi hissetmesinden sorumlu hale getirilir. Şu tipte cümleler bu yapıdaki anneler tarafından sıklıkla kullanılır: “Eğer beni sevseydin ……………….yapardın.” “ Sen……………….olduğun zaman seni çok seviyorum” “Benim seni sevmemi istemiyor musun?” “Bir gün olsun benim istediğim şeyi yapamaz mısın?”

• Çocuğun bir çok alanda başarılı olmasını istemek: Bu yapıdaki annelerin çocukları bir veya birkaç alanda başarılı olmak zorundadır, çünkü anne bu başarılardan kendine de pay çıkarmak durumundadır. Bu anneler çok performans odaklıdır ve çocuğun başarısızlıklarına katlanamazlar.

• Çocuğun ihtiyaçlarına, değerlerine karşı duyarsızlık: Bu anneler, çocuğu kendilerinden ayrı bir varlık olarak algılayamazlar, bu nedenle de çocukla yaşanacak bir fikir ayrılığı, çocuktan gelecek herhangi bir eleştiri bu anneler için tahammül edilmezdir. 

Kendine Yönelik Bir nneyle Büyümek Ne Demek?

Bu yapıdaki bir annenin çocuğu olmanın çok zor bir konum olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil. Bu çocuklar genellikle annelerine annelik yapmak zorunda kalan çocuklar olmaktalar. Dünyaya geldikleri andan itibaren kendilerini annelerini memnun etmeye adamış, annelerinin her mutsuzluğundan kendini sorumlu tutan ve daha sonra da bu etkileşim içinde öğrendikleri her şeyi başkalarıyla olan ilişkilerine yansıtan çocuklar. Şimdi de kısaca kendine dönük bir anne tarafından büyütülmüş olan, bu yapıdaki bir anneyle büyümek durumunda kalan çocukların, yetişkin olduklarında ne tür özellikler sergileyebildiklerine bir göz atalım: 

• Kendini koruyamamak: Eğer çocuk, ikna yeteneği çok kuvvetli bir anne tarafından büyütüldüyse, kendisini, birçok durumda, içinden gelmeye gelmeye karşısındakinin isteklerini yerine getirir bir durumda bulabilir. Çocuğun kendi sınırları yeterince oluşmamıştır. Başkalarını memnun etme ihtiyacı, kendini koruma güdüsünden daha çok gelişmiştir.

• Rahatsızlık verici durumlardan kaçınmak: Bu ortamda büyümüş bir kişi, kendini, kendisine çok rahatsızlık veren ortamlarda bulur, ancak o noktaya nasıl geldiğini çoğunlukla fark edemez bile. Sürekli annesini rahatlatmaya ve memnun etmeye alışmış bir kişi, yetişkinlik dönemine geldiğinde artık karşısındakinin duygularına aşırı derecede hassasiyet geliştirmiş olur. Bu yetişkinler başkalarını yatıştırmaya, onların kendilerini iyi hissetmesine çalışırlar, çünkü ancak bu şekilde karşılarındakinin olumsuz duygularından kendilerini sakınabilirler.

• Başkalarını memnun etmek: Başkalarını memnun etmeye çalışmak, ilk bakışta olumlu bir özellik gibi görünse de, kişi bunu uçlara taşıdığında, bu durum kendisi için tehlikeli bir hal alabilir. Kişi sömürülmeye ve kullanılmaya açık bir şekilde davrandığında, kendi haklarını koruyamadığında, başkalarını mutlu etme pahasına kendisini mutsuz ediyor demektir. 

• Utanmak ve kendini suçlamak: Annesine annelik yapmış olan yetişkinler genellikle, yolunda gitmeyen her şey için kendilerini sorumlu tutarlar, çünkü çocukluk döneminde yeterince iyi olup annelerini mutlu edememişlerdir ya da onu kızdırmışlardır. Bu kişilerin özgüvenleri düşük olabilir.

• Değer verilmemek ve saygı duyulmamak: Çocukken çok değer verilen ve saygı duyulan birinin aynı şekilde değer vermediğini görmek, kişide bir değersizlik hissi yaratabilir. Kişi, karşıdakinin ne dediğini hemen anlayamadığı için utanabilir, ancak bir yandan da haksızlığa uğradığını hisseder ve bundan dolayı öfke duyar. Ancak ne yazık ki bu öfkesini içinde tutmak zorundadır.

• Yoğun duygular hissetmek: Kendine dönük bir anneyle büyümüş olan bir kişi, başka biriyle iletişim halindeyken çok yoğun duygular yaşayabilir. Bu hem kendi duygularını yeterince ifade edememek hem de karşıdaki kişinin duygularını kendi içine almakla bağlantılıdır.

• Bencil olmakla ilgili olarak eleştirilmek: Annesine annelik etmiş kişiler, birileri onları bencil olmakla ilgili olarak eleştirdiğinde çok büyük bir suçluluk duygusuna kapılırlar ve bu eleştirinin geçerli olup olmadığını bile düşünemezler. Sonuçta da, ya bencil olarak nitelendirilen davranışın tam tersini yapmaya çalışırlar ya bu eleştiriyi reddederler ve duymak istemezler ya da çok öfkelenebilirler. 

• Zorbalığa maruz kalmak: Zorbalık fiziksel ya da duygusal olabilir. Annesinin kendine dönük beklentilerini bir ilgi görme çeşidi olarak algılamış olan çocuk, zorbalığı da bir ilgi alma biçimi olarak görebilir. 

• Kendi duygularına karşı duyarsızlık: Sürekli karşısındakini memnun etmeye çalışan bir kişi bir süre sonra kendi duygularına karşı duyarsızlaşmaya başlar. Karşısındaki kişinin duygusunu kendi duygusu zanneder. 

• Hep uyumlu ortamlar yaratmaya çalışmak: Çatışma, bahsettiğimiz yapıdaki bir ortamda büyümüş kişiler için dayanılması çok zor bir durumdur, çünkü kaygıyı arttırır. Bu kişiler, kaygıdan uzak kalabilmek için çatışmadan kaçınıp hep uyum peşinde koşarlar ve alttan almaya çalışırlar. 

Bu yazıda tanımlanan anne ve çocuk belki biraz abartılı görülebilir; kimse bu tanımlamalara tümüyle uymayabilir. Kendine dönük bir anne tarafından yetiştirilmiş olmanın etkileri, görüldüğü gibi, bir ömür boyu sürebilir. Ancak, bu durumla ilgili bir içgörü ve farkındalık kazanmak, annenin davranışlarından kendini sorumlu tutmamak, kendi ihtiyaçlarını görüp bir şeyler talep etmeye hakkı olduğuna inanmak, kişinin bir dönüşüm yaşaması için bir başlangıç olabilir.


Paylaş